Be Happy Bebeyimler

Çarşamba, Haziran 25, 2014 Di. 0 Comments

Merabalaaar
Son yazımdan bu yana günlerin haftaları, haftaların ayları kovaladıktan sonra tekrar başa dönüp günlerin haftaları kovaladığı berbat ve karışık bir döngünün içinde bulmuş bulmaktayım kendimi. 

Neyse ki ne zaman olduğunu hatırlamadığım bir aydınlanmadan sonra bunları takamayacak kadar da her şeyi boşlamış durumdayım. 

Anı yaşamanın bokunu çıkardığım şu günlerde açıkcası hayatı yaşamak için yaşıyorum bile denilebilir. Çünkü hayat üzülmek ve depresyona girmek için çok kısa. Üzgün ve mutsuz olmanın bana hiçbir getirisi olmadığını keşfettiğim o mükemmel günden beri kendimi o kadar iyi ve harika hissediyorum ki sanırım bunu tarif bile edemem. Etrafımdaki insanların ve en yakın arkadaşlarımın da bunu farketmesi açıkcası keyfime keyif katıyor. 

Biraz pollyanna tarzı takılıyorum da olabilir gerçi ama ne bileyim umrumda da değil ya. Süreklii gülmek, boş boş mutlu olmak varken üzülmek accayip saçma geliyor. Evet şu an gene kendimle gurur duyuyorum ya. 

Bazı gerizekalılar -evet bunu düşünen her insan benim gözümde gerizekalı, isteyen istediği gibi üstüne alınsın çokta fifi- çocuksu olduğumu düşünüyor. Ve bu düşünceyle hayatımda o kadar çok karşılaştım ki artık bunu duyduğum zaman kusasım geliyor. Kimse kusura bakmasın ama bende çoğu insanın çoğu özelliğinden rahatsız oluyorum ama sevsemde sevmesemde bir insanın yüzüne bunu asla vurmuyorum. Çünkü biliyorum ki ben ne kadar rahatsız olsam da bu; o insanın kişiliğinin bir parçası. O insanı; o yapan bir şey. 

Ben buyum. Ben çocuksuyum. Ben sürekli gülen, sürekli saçmalayan, hayal dünyası geniş bir insanım ve bunların hiçbirinden rahatsız değilim. Bunlar olmasaydı ben Dilara olamazdım çünkü. Her şeyi geçtim çocuk ruhumun yanında olgun biriyim. Evet evet biraz zıtlar bende biliyorum ama çoğu kişinin aksine çoğu olaya kimsenin yaklaşamayacağı bir olgunlukla yaklaşan bir insanım. 

Mantığımın bende olduğu şu güzel zamanlarda verdiğim kararlardan da çok memnunum. 
Yanlız sorun şu ki ben bir insanı sevince yani işin içine duygusallık girince benim mükemmel mantığım resmen kayboluyor. Bundan rahatsız olsamda ne yazık ki elimden bir şey gelmiyor. Aptallaşıyorum çünkü. 

Bunların yanı sıra aydınlanma yaşadıktan sonra bir şey keşfettim. Platonik olmak o kadar da kötü ve berbat bir şey değilmiş yahu. Hatta öyle ki platonik olmak harika bir şeymiş. Hiçbir şey beklemeden birini sevmek, mutlu olmak, üzülmemeyi başarmak ve düşündükçe gülümsemek, tek kelimeyle süper. 

Ya bunları yazınca kafama saksı düşmüş gibi bir etki hissediyorum. 
Sanki bunlar bana çok ters şeylermiş gibi. Sanki benim hep üzülmem gerekmiş gibi. 
Halbuki ne kadar saçma. 
Hayattan zevk almak kesinlikle size ve düşünme biçiminize bağlı. 

Bir kere inanın. 'Ben mutluyum' dediğinizde bunu öylesine söylemiş olmak için değilde, içinizden gelerek, hissederek söyleyin. 
Ve gerçekten mutlu olun. 
Ahmağın tekinin sizi üzmesine izin vermeyin. 
Bol bol gülün. 
Gerçekleşmeyecek olsa bile asla hayal kurmaktan vazgeçmeyin. 
Çünkü yarın ne olacağımız belli değil. 

0 yorum: