Be Realistic.

Pazar, Nisan 19, 2015 Di. 0 Comments


Benim bu hayatta ki amacım ne?
Ya da sizin amacınız ne?
Sanırım ben kendiminkini buldum. Sürekli olarak bir konuda mutsuz olmak. Eğer "bir konuda mutsuzluk" diye bir meslek olsaydı şüphesiz ki inanılmaz başarılı biri olurdum.

Bugünlerde her şeyi çok düşünüyorum. Önceki yazılarıma filan baktım hep aynı konu. Bu konularda tek bir mutluluk yok ve olmamaya da devam ediyor. Basiretimiz mi bağlanmış ne.

Kaç yıldır bakıyorum yaşadıklarımın arasında tek bir fark bile göremiyorum. Sanki aynı filmi belirli aralıklarla yaşıyorum ama her seferinde yaşanılan film bir öncekinden daha dramlı daha ağır bitiyor.

Ben şu an her anlamda bitik durumdayım arkadaşlar. Benim umudum yok. Benim gücüm yok. Benim doğru düzgün hayallerim bile yok. En son yaşadığım dandik ilişki beni hiç olmadığım kadar bitirdi. Hayata küsmedim elbet ama bir insan için yapılan hiçbir şeyin değmediğini anlamış bulunmaktayım. Ve şu an bakıyorum; ben bir daha asla ama asla (bakın never say never ama açık olalım sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer) bu yaptıklarımı yapmam. Ya benim ne gururum kaldı ne hanımefendiliğim ne insanlığım. Çok ağır şeyler yaşadım; elbette ki kendime göre. Ama bir daha böyle bir şey yaşamak istemiyorum.

Kendimi bu denli iyi toplamışken olmaz.

Son yazımda bir şeyi istiyorsanız uğraşın ayağınıza gelmesini beklemeyin yazmıştım. Hala bu yazımın arkasındayım ama her iki tarafta da istek varsa uğraşın. Tek taraflı isteğinizle değil, bencil olmayın. İstenmediğiniz yerde de kalmayın. Çünkü gururumuz var. Aşkta gurur olmaz diyenin beynine tüküreyim. Zaten bu ve bunun gibiler yüzünden insanlar rezil oluyor. Gururunuzu ezdirmeyin sakın.

Ben son aldığım darbeden sonra herkese temkinli yaklaşmaya özen gösterir oldum. Elbette deli gibi platoniklerim oldu, hangimizin olmaz ki? İnanılmaz hoşlandığım beyler de oldu, beraber olamayacağımızı bildiğim beyler de oldu, beni inanılmaz heyecanlandıran nefesimi kesen beyler de oldu. Ama sorun şu ki beni üzecek her beyden koşar adım kaçtım.

Ben arkama bile bakmadan kaçarken hep şu sözü duydum; sen çok iyi bir kızsın Dilara. Bunu duymaktan midem bulandı artık. En basit en banal yalan bu. Çoğu insan bunu duymaktan haz alır belki ama ben duymak bile istemiyorum. E iyiysem beni üzmeyin o zaman değil mi? İyiysem beni bırakmayın değil mi? Sonuçta bu devirde iyi kız kolay bulunmuyor değil mi? Ama sanki iyi olup üzülmek benim alın yazımmış gibi hep aynı şeyleri, aynı diyalogları, aynı senaryoları yaşadım durdum hala da yaşamaya devam ediyorum.

Canım acımıyor artık. Bir yerden sonra alışıyorsunuz çünkü bunu hayatınızın bir parçası yapıyorsunuz. Ben neden mutlu değilim? Neden benim karşıma doğru/düzgün kişi çıkmıyor diye sorgulamıyorum artık. Çünkü bunu neden yapayım ki? Cevapsız sorular bunlar, en güzeli her şeyi zamana bırakmak. Böyle yaşamayı mottom haline getirdim. İçimdeki bütün umutları öldürdüm, gelecekten beklentimi kestim. Hayat şimdi daha mı güzel? Biraz. Çünkü kendimi kandırmıyorum arkadaşlar, kendimizi kandırarak hiçbir yere varamayız. Ben ki yılların hayalperesti bunu söylüyorsam vardır bunda bir olay.

Çok hoşlandığım bir bey vardı, aramızda bence iyiydi, bir yanım baya da seviyordu onu, heycanlanma deseniz bende diz boyu (gerçi zaten boyum kısa çok bir şey beklemeyelim) ama bizden bir cacık olmayacağını biliyordum. Olmasını ister miydim? Kesinlikle. Ama hem kendi arkadaş çevrem hem kendi mantığım beni hep uyardı. Kendimi kaptırmam tehlikeydi. Önceden olsa kendimi inanılmaz kandırıp her şeyi pespembe düşünmeye başlardım ama bunu yapmadım. Yaşadığım hisler inanılmaz güzel olsa da kaçtım. Zaten bunun da bir sonu yoktu. Ve sanırım bu konuda belki de ilk defa kendimle gurur duydum. Çünkü neden duymayayım?

Sizi üzecek insanlardan uzak durun nolur. Kimse sizden önemli değil.

Ben kendim için; ailem için, arkadaşlarım için önemliyim. Beni üzecek bir beye ihtiyacım yok. Sonuçta nefes almamı bir bey sağlamıyor. Ya da bana bir bey bakmıyor.
Eğer sevecekseniz gerçekten size gözü gibi bakan, üzüldüğünüzde koşup gelebilecek, sizi her halinizle -en çirkin halinizde bile- sevebilecek, gözünüzden bir damla akan yaş için tüm dünyayı yakabilecek, kişiliğinizi sorgulamayıp sizi olduğunuz gibi sevebilecek beyleri sevin. Kısacası yanınızda kendiniz olduğunuz beyleri sevin. Biliyorum bu beyleri bulmak kolay değil, bende bulmuş değilim ama herkesin bir doğru kişisi vardır. Sabredin, zamana bırakın, birini platonik bile seviyorsanız bakın o kişi sizin kaderinizde varsa, olmanız gerikiyorsa bile allah bir şekilde onu tekrar hayatınıza çıkarır, hırpalamayın kendinizi.

Ben olmayacak "adam"lar içim kendimi hırpaladım. Kendimi üzdüm. Sevgimi tükettim. Ve size yemin ederim ben birini sevdim mi inanılmaz güzel severim, saf severim. Ve bu sevgiyi hep haketmeyenler için harcadım. Tek pişmanlığım budur şimdiye kadar. O yüzden artık temkinliyim. Size her "seni seviyorum" diyene kanmayın. Sevmiyorlar çünkü. Seven insan seviyorum diyip terketmez çünkü.

Yazıyı toparlamak gerekirse; evet ben mutsuzum ama sanırım bu içsel karmaşamdan dolayı aslında hayatımda her şey olması gerektiği gibi çok şükür (ve sürekli şükredin). Sadece bazı kararsızlıklar yaşıyorum bunları aştığımda pamuk şekeri kadar güzel bir insana dönüşeceğim.

Gururunuzu çiğnetmeyin, sevmeyin demiyorum sevin ama doğru ve güzel insanları sevin.
Kendinizi kandırmayın, gerçekçi olun. Evet hayaller çok güzel, kurun ama gerçeklikten nolur kopmayın. Kusura bakmayın ama sevgilisi olan kızlarımız sanmayın ki evleniceksiniz.

Kendinize değer verin. Kendinizi sevin, sizden bir tane daha yok.



0 yorum: