Pazartesi, Mayıs 18, 2015 Di. 0 Comments


Özlüyor muyum? Bilmiyorum.

Bu aralar kendime böyle salak saçma sorular sormaya başladım. İçine düştüğüm merdivensiz boşluktan ötürü sanrım beynim bazı devreleri yaktı. Sürekli olarak yaşanan olayları, hatıraları, sözleri kafamdaki tekrarlaya aldığım bir döngüde döndürüyorum. Kendimce alternatif sonlar yazarak; şöyle olsaydı böyle olurdu, böyle olmasaydı böyle olmazdı diyerek değişik senaryolar üretiyorum. Ciddi anlamda kafa yeme seviyesine geldim herhalde.

Ne yapabileceğimi, bu durumu nasıl aşacağı bilmiyorum. Şu an resmen hayattan zevk almayan birine dönüştüm. Bazen yatağa uzanıp, tavanı seyrederken nefes alışverişlerimi sayıyorum. Bu bir depresyon belirtisi mi? Çünkü bu aralar Allah'tan ölmeyi de çok diliyorum; ki umarım bir dilek kapım açık değildir. O kapının boşa gitmesini istemiyorum çünkü.

Peki neden ben öyle oldum bir anda?

Her şey ciddi anlamda iyiydi, ben halimden memnundum. Ama bu 2 haftadır resmen üstümde bir ölü toprağı var. Ne uyuduğum uykudan ne de yediğim yemekten zevk alıyorum. Para harcamaya aşık biri olaraktan bu bile beni tatmin etmiyor.

Ama neden?

Hayata dair bir beklentimin olmadığını zaten açıklamıştım, hala yoktu, hala da yok. Ama sanki artık hiçbir şey yolunda gitmiyormuş gibi. Mesela bu aralar ciddi anlamda çok sinirliyim. Çünkü resmen bütün olumsuzluklar, sorunlar beni buluyor. Yaşlısından tutunda en küçüğüne kadar. Eğer terbiyeli olmasaydım, hanımefendi olmasaydım çoktan mahalle karıları gibi bas bas bağırarak ve küfürler ederek kavgalar ediyor olurdum. Ama yaptığım tek şey içimden küfür etmek. Sinirlerime hakim olmaya çalışmak. Bu durumlarda saçımı başımı yolasım, sağa sola tekme atasım geliyor. Ve bu sinir bir türü geçmiyor. Birilerini tokatlamak, "gerizekalı her şey senin o cibiiyetsiz sıfatın yüzünden, aptalın tekisin ve bunu kabul et çünkü sen soysuzun tekisin" diye birilerini azarlamak istiyorum. Ama hayır yapmıyorum. Yaptığım tek şey köşeme çekilip, bunları düşünerek daha da çok sinir olmak. Allaha dua etmek. Ağlamamak için savaş vermek.

Gerçekten artık güçlü kalamıyorum.

Kimseyle uğraşmak istemiyorum. Enerjim yok zaten. Ruhum 100 yaşında. İçim adeta ölü. Mutlu olduğum anlar nadir.

Tek istediğim koşulsuz sevgi.

Her insan sevilmeyi sever. Ben sevdiğim insan tarafından sevilmeyi severim. Ailemde dahil olmak üzere resmen sevgi açlığı çekiyorum. Belki de sorunumun tek kaynağı budur. Belki de problem budur.

Ben küçük şeylerle bile mutlu olabilen bir kızken bana bunu bile çok gören insanların oluşuna dayanamıyorum. İstenilmeyen insan olmaya dayanamıyorum. Ben ne yaparsam yapayım, ağzımda kuşta tutsam, amuda da kalksam ben asla birine veya birilerine yaranamayacak kızın tekiyim.

Bana hissettirilen duygu bu.

Beni hissizleştiren duygu bu.

Böyle olmayı ben hiç istemedim. Ben her zaman herkese sonsuz ölçüde sevgi verebilecek biriyken böyle sinir küpüne dönüşmeyi ben seçmedim, seçmek istemedim.

Suçlu arıyorum kendime. Bu hikayede tek bir suçlu var, o da ben değilim.

Psikopatça, manyakça ya da hernehaltça olursa olsun, gözümde yeri asla ve asla değişmeyen tek suçlu biri kalacak.
Bunlara sebep olan tek bir kişi kalacak.
İçimdeki sonsuz sevgiyi, sonsuz bir nefrete dönüştüren tek bir kişi kalacak.


0 yorum: